Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

terorlemucadele

Giriş
 
 
 Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü 
Tem001_logo.jpg
 
Terörün Tanımı
 
 
Terör, kavram olarak, Türkçe’deki karşılığı; “korkutma, yıldırma” ve tedhiş anlamına gelmektedir. Ancak bu korkutma, yıldırma ve tedhiş, yoğunluk olarak oldukça büyük çaplı ve birey yada bireylerin ruhsal yapılarını birden bire kaplayan korku durumunu ve şiddet halini ifade etmektedir.
Günümüzde çokça kullanılan bir terim olmasına rağmen terörün ortak kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır. Konu ile ilgili birçok tanım yapılmış, ancak uluslararası arenada ortak bir kavram üzerinde birleşilememiştir. Bunun nedeni de bir tarafın terörist ilan ettiğini, diğer tarafın özgürlük savaşçısı olarak nitelemesidir.
Terör tanım olarak, insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma yada tehdit etme eylemidir.
Terörün en önemli özelliklerinden biri hedefini rastgele seçmesidir.
Kurbanın ayrım gözetmeden belirlenmesi, korkunun yayılmasına neden olur. Eğer herhangi birisini hedef alması için özel bir neden yoksa hiç kimse güvenlikte olmayacaktır. Potansiyel hedef kendisini korumak için hiç bir şey yapamaz. Çünkü terörist kendi kurallarına göre yargılar ve kendi seçtiği yer ve zamanda harekete geçer. Bu da siyasal terör eylemlerinin önceden tahmin edilemeyeceğini ve keyfiliğini ortaya koyar. Terörün bütün biçimleri için geçerli olan diğer özellikleri ise acımasız, tahrip edici ve ahlak dışı olmasıdır.
 
12.04.1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ise terörü şöyle tanımlamaktadır:
“Terör, baskı, cebir, şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.”
Burada yapılan tanımlama, her ne kadar terör tanımı olarak verilmiş olsa da asıl vurgulanan terörizmdir. Çünkü terörizm kavramına bakıldığında genellikle şiddet ve dehşet olgularının birleştiği siyasal içerikli ve kurulu bir düzene-sisteme yönelik amaçlı eyleme verilen ad olarak karşımıza çıkmaktadır.
Terörizm; siyasal hedeflere ulaşmak için toplumun demokratik ikna ve eylem yoluyla barışçı davranışına karşı, hukukun üstünlüğü ve devlet otoritesini tanımayan, güçsüzlüklerini gizlemek için demokratik otoriteleri kitlelerden kopararak halka karşı şiddet kullanmaya yöneltmeyi amaçlayan, kendi güç ve doktrinleri ile sağlayamadıkları halk desteğini ve ayaklanmasını sağlamak için tarihsel görevlerinin olduğuna inandırılmış çeşitli unsurlardan oluşan ve uluslararası destek gören örgütlerin, tahripkar silahlarla donanmış olarak gelişmiş taktikler kullanan, insanlığı hakir gören, ahlaki hiçbir temeli bulunmayan siyasi hedeflere ulaşmak için insan hayatını hiçe sayan, masum insanları hedef alan ve hiçbir savaş kuralı tanımayan, geleneksel politik suçlardan farklı, metodik, örgütlü, sistematik, öldürme, kaçırma, korkutma ve tahrip eylemleridir.
 
Terörizmin Nedenleri
Terörü psikolojik çerçevede ele alırken, terör eylemlerini ve terörist grupları oluşturan kişilerin genel mantık yapılarını, yaşadıkları çevreyi, ailelerini, ortak yönlerini, psikolojik yapılarında belirli bir bozukluk olup olmadığını ve onları bu eylemlere iten faktörlerin neler olduğunu ele almak gerekir. Çünkü terörist eylem, bir toplumun değerlerine, normlarına, menfaatine, beklentilerine, varlığına, bütünlüğüne ve bu bütünlüğün devamına ters düşen, masum insanların öldürülmesine varıncaya kadar topluma zarar veren çeşitli faaliyetleri içine alan; ilgili toplumda devlet güç ve otoritesini zaafa uğratarak o toplumu içten çökertme hedefine yönelik bir sosyal sapma davranışıdır.
Terörist, toplumun içinden çıkmakta ve yine o toplum adına, topluma ve onun oluşturduğu devlete karşı faaliyette bulunmaktadır. O halde teröristi harekete geçiren veya kişileri terörist olmaya iten sebepler nelerdir? Bu bağlamda terör olgusunu yalnızca iç ve dış düşmanların varlığına bağlamak yeterli olmayabilir. Başka bir deyişle, terörü toplumun ekonomik ve sosyo-kültürel yapısından da ayırmamak gerekmektedir.
 
Ekonomik Nedenler
Ekonomik şartların zorluğu, insanları maddi yönden etkilediği gibi psikolojik ve moral yönden de etkiler. Bu nedenle, toplumdaki dengesiz gelir dağılımı, terör odakları için yararlanılması gereken en önemli unsurlardan biridir. Konu propaganda malzemesi yapılarak, mümkün olduğunca istismar edilmeye çalışılmaktadır. Özellikle gençlik kesimi, yapılan propagandalardan etkilenerek terör örgütlerinin yörüngesi içine girebilmektedir. Ülkemiz de faaliyet yürüten terör örgütleri üzerinde yapılan araştırmalarda örgüt mensuplarının genelde eğitim seviyesi düşük, sosyoekonomik düzeyden gelen bireyler olduğu görülmektedir.
 
Sosyo-Kültürel Nedenler
Esas itibariyle sosyal bir olay olan terörizm, şüphesiz ki çok boyutlu, çok yönlü ve karmaşık bir sorunlar yumağıdır. Terörü sosyal bir olay olarak ele alırken, toplumun değer yargılarını, alışkanlıklarını, gelenek ve göreneklerini incelemek gerekir.
Bu bağlamda, sosyal değerlerdeki bu değişmeler, toplumda artan sapmalara ve uyuşmazlıklara sebep olabilmektedir. Bu değişim döneminde yaşanan sıkıntı, buhran ve kaoslar, hem teröristleri ve şiddet yanlılarını beslemekte, hem de onların toplumu etkilemelerine neden olmaktadır.
Çağımızda sanayi toplumlarının oluşturduğu karmaşa, kişileri şiddete yönelten bir kuvvet olmuştur. Özellikle şehirleşme ve göç olgularından kaynaklanan sosyal çalkantılar ve kültür değişimleri suça olduğu kadar şiddet kullanımına da katkıda bulunmaktadır. Sosyal gelişmeyle birlikte ortaya çıkan hızlı nüfus artışla, toplumun niteliği değişmekte, toplum yaşantısında yeni kültür grupları eklenmekte ve bu durumda yeni bunalımlara kaynak teşkil etmektedir.
Köyden kente göç eden Anadolu insanı, kültürel açıdan yabancılık duygusu çekmesi yanında, yoksulluktan kaynaklanan nedenlerden kendini çaresiz, sahipsiz ve yalnız hissetmektedir. İnsanlar kendilerine kucak açan, değer veren ve onlara bir kimlik veren oluşumlara meyil ederler. Bu dinsel bir grup, siyasal bir parti yada bir terör örgütü olabilir. Varoşlarda yaşayan insanlarımız, mensup oldukları grubun en ateşli savunucusu, sahiplenicisi olurlar. Çünkü kendileri her yerde ezilmiş, horlanmış, yok sayılmış ve dışlanmış hisseden kitleler bu tip oluşumlar içinde insan yerine konmanın, birey olarak özümsenmenin etkisi altına girerler. Bu yüzden daha çok duygusal ve daha az kontrollüdürler. Bu nedenle, gece kondular da yaşayan insanlarımızın içine düştükleri boşluğu, dini istismar eden gruplar ve terör örgütleri en iyi şekilde doldurmaktadırlar.
 
Eğitim Sistemi
Gençlik çağları; sıcak yaz günlerinden sonra toprağın yağmura muhtaç olduğu kadar, bilgiye, öğrenmeye istek duyduğu çağlardır. Yağan yağmur normal ise toprak verimli hale gelir. Yağmur; dolu gibi, sağanak gibi olursa, o zaman toprağın en verimli yerlerini sel suları götürür. Ve bir taş tarlası bırakır.
Toplumların huzuru, eğitimin her bakımdan müsbet olmasına bağlıdır. Dolayısıyla eğitim ne kadar yeterli ve ne kadar olumlu olursa, fertler o kadar mükemmel ve faydalı, ne kadar yetersiz ve olumsuz ise, o derece ilkel ve zararlı olur. Ailenin, okulun, kurumların ve medyanın görevi, insana müsbet karakter kazandırarak, onu, topluma hizmet için etkileyip yönlendirmek, devletin görevi ise, bu eğitimi mümkün kılmak ve denetlemektir.
 
Psikolojik Nedenler 
Kişisel becerisi, yetisi, yeteneği yetersiz olan insanlar, içinde bulundukları toplumsal durumu, konumu, rolü, yeri beğenmezler. Toplum tarafından engellendiklerini ilgi, sevgi, saygı görmediklerini düşünürler. İlgi görmek, saygınlık kazanmak, kendilerini gerçekleştirmek için, saldırgan davranışlara ve şiddet eylemlerine değer ve yer veren davranış kalıplarını ve örneklerini kullanırlar. 
Saygınlık kazanacak, kendini gerçekleştirecek doğru, güzel, iyi, olumlu, yaratıcı, üretici yol ve yöntem bulamayan insanlar, ruhsal çatışmalarını, kaygılarını, korkularını, öfkelerini, can sıkıntılarını saldırgan davranışlarla, şiddet eylemleriyle gidermeye çalışırlar. Gerekli gereksiz saldırı ve şiddet olayları yaratırlar ya da ilgili ilgisiz bu tip olayların içinde yer alırlar.
Toplumda azınlık durumunda olduğunu, kendilerine farklı davranıldığını algılayan ya da böyle olduğunu sanan insanlar başkalarına güven duymazlar. Bu insanlar güvensizlik duygusunun etkisi altında kimi kez doğru, kimi kez hatalı değerlendirmeler sonucu, toplumun, yöneticilerin, güvenlik güçlerinin, kendilerine karşı art niyetli, ön yargılı, haksız ve yanlı davrandıklarını düşünürler. Bu nedenle onlara güvenmezler. Güvensizlikten kaynaklanan katı, sert, saldırgan içerikli davranış kalıplarını benimserler. Bu tip davranış kalıplarını alt kültürlerinden kaynaklanan ortak değerler yüklerler. Bu davranış kalıpların saygınlık simgesi olarak kabul ederler. Değerlerini, saygınlıklarını korumak için şiddeti eylem biçimi olarak benimserler. Din, mezhep, tarikat, etnik kökenden kaynaklanan terör örgütlerinde bulunan genç militanlar saldırgan davranışlar ve şiddet eylemlerinde bulunarak bağlı oldukları alt kültüre şan, şeref ve üstünlük sağladıklarını sanıp insan ve çevreyi yakıp yıkıp yok ederler.
Terör örgütlerinin eleman kaynağının 15-25 yaş arası gençler olduğunu görmekteyiz. Bu dönem psikoloji ve psikiyatri kaynaklarında geçiş dönemi (adolesans) olarak ifade edilmektedir. Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak ifade edilen bu dönem 13-14 yaşları ile 22-25 yaşları arasını kapsar.
Bu yaştaki çocuklar dengesizdirler, kolayca kontrollerini kaybedebilirler. Konuşma yerine bağırabilirler. İtaat etmektense dövüşmeyi tercih ederler.
Geçiş dönemi gençlerinin yanı sıra, beyin gelişmesi yeterli olmayanlar da terörde kullanılmaktadır. Bazı kişilerde, beyin gelişmesindeki eksiklik sonucu olan zeka geriliği öfkenin kontrolünü sağlayan aile ve kültürel değerlerin benimsenme yetersizliğine yol açabilir. Böylece bu çocuklar (yetişkin ve genç erişkin de olabilir.) diğer kişilerden intikam alma vasıtası olarak çeşitli acımasız ve yıkıcı davranış bozuklukları geliştirebilirler.
 
Terörist Faaliyetlerin Amacı 
Terör örgütlerinin amaçları örgütlerin faaliyette bulundukları ülkelere ve kendilerini yönlendiren merkezlere bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir.
Bilinen yaklaşımlar çerçevesinde terörizmin amacını; hedef alınan rejimi, sistemi, şiddet yolu ile yıkarak, yerine kendi ideolojileri doğrultusunda yeni bir yönetim tesis etmek olarak belirtebiliriz. Bu yaklaşım terör olaylarının hukuki davalarında açık bir şekilde belirtilmektedir. Terör örgütleri, savundukları ideolojiye bağlı olarak, haksızlık ve zulüm olarak gördükleri yönetim ve yöneticileri bertaraf etmeyi, böylece daha mutlu ve adaletli bir hayat tarzını amaç edindiklerini ileri sürmektedirler.
Ancak terörün kamuoyunda görünen amacı, uzun vadede hedef aldığı siyasi rejimi devirmek gibi görünmektedir. Böyle olunca, kısa vadede de bazı amaçlarının bulunması gerekir. Terörizmin, birbiriyle iç içe geçmiş bulunan kısa dönem amaçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür.
Öncelikle hedef alınan rejimi ve siyasi iktidarı yıpratmak, mevcut otoriteyi sarsmak.
İç ve dış kamuoyunda davalarının duyurulmasını sağlamak ve dikkatleri savundukları davanın üzerine çekmek.
Oluşturdukları tedhişle, toplumun direnme gücünü kırarak kendi davalarına karşı olumsuz duyarlılıkları ortadan kaldırmak ve kitleleri itaate zorlamak.
Kısmi güç ve otorite sağladıkları toplumda kendilerine taraftar katılımı ve kitle desteği sağlamak.
Terör örgütlerinin eylemlerinin birinci aşamadaki temel amaçları, halkın gözünde siyasal iktidarı yıpratmak ve giderek, devletin manevi otoritesinin zayıflamasını sağlamaktır. Öyle ki, bu otorite bunalımı bu kez de, yöneticilerin yeteneksizliklerinin bir kanıtı olarak ileri sürülecek ve yığınlar, mevcut iktidara karşı başkaldırıya itilecektir. Kısacası, siyasal terörün kısa dönemdeki birinci amacı, merkezi iktidarı felce uğratmak ve kamuoyunu yıldırmayı gerçekleştirmektir.
Terörizmin, bazı güçler tarafından, birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamak için araç olarak kullanıldığı dikkate alındığında ise, amaç oldukça farklı olmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı, bir kazanım elde etmek amacıyla, hedef alınan ülke ve toplumda, belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir.
Türkiye gibi stratejik önemi bulunan ülkelerin, terör ortamında tutulmasında, bazı devletler ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğundan, terörün amacı, sadece bu ortamın devamını sağlamaktır.
Dolayısıyla terör, bir siyasi mücadele aracı olarak, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatması, destabilize etmesi için de kullanılmaktadır.
Özellikle ekonomik açıdan konuya yaklaşıldığında, terörle mücadelenin oldukça yüklü bir maliyetinin bulunması, zaten kıt kaynaklara sahip ülkelerin, ülkenin gelişimi ve ekonomisine yönelik harcaması gereken paraları terörle mücadele alanına kaydırma zorunluluğu, terörün bir amacının da, ekonomik açıdan ülkenin kaynaklarının verimli alanlarda kullanılmasını engellemek olduğu, gerçeğini ortaya çıkartmaktadır. Terör örgütlerinin eylem stratejileri arasında ekonomik hedeflerin bulunması, bu alandaki eylemler ile mevcut rejimin tıkanmasını sağlayarak halkın daha fazla tepki göstermesine zemin hazırlamak ve böylece devrimci bilince sahip olmalarını hızlandırmak şeklindeki yaklaşımları konuya açıklık getirmektedir.
Bazen terör, aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı kaderi paylaşan, farklı etnik yapıya sahip olduğu iddia edilen unsurların, karşı karşıya getirilmesini sağlayarak, ülke bütünlüğünü ve huzurunu bozmak, şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Etnik yapının istismarı zaman içinde teröre kaynak teşkil etmektedir. Yapay veya doğal, oluşan etnik yapı teröre kaynak teşkil ettiğinde bu unsura karşı, toplumda zamanla oluşmaya başlayan tepkiler, yavaş yavaş dışa vurulmaktadır. Terör eylemleri sonucu açığa çıkan toplumsal duyarlılık, toplumun, terörün kaynağını teşkil eden unsura karşı, ayrım gözetmeksizin, bilinçsiz bir şekilde tepki duyması sonucunu doğurmaktadır. Böylece muhtemel bir iç çatışmanın ilk sinyalleri de verilmeye başlanmış olmaktadır.
Toplumlarda farklı kültürel altyapı ve dünya görüşüne sahip grupların, terör aracını kullanarak, karşı karşıya getirilmek suretiyle çatıştırılmaya çalışılmaları, dolayısıyla toplumun birlik ve bütünlüğünü, düzenini bozma, terörün dikkati çeken bir başka amacı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de alevi-sünni, laik-antilaik gruplaşmaları ve bu gruplaşmaların çatışmaya itilmek istenmeleri, bu amaç doğrultusunda ortaya çıkan sonuçlar olarak değerlendirilmelidir.
Terörizmin, kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemlerinde ise toplumun güven duygusu ortadan kaldırılarak, halkın can derdine düşmesi amaçlanmaktadır. Böylece kitlelerin terörizme karşı duyarlılıklarının yitirilmesi ve güvenlik açısından devlet ile toplum arasında büyük bir uçurumun meydana getirilmesi hedeflenmektedir.  
 
Terörist Faaliyetlerin Nitelikleri 
Terör eylemlerini yapanlar, eylemlerinin etkili olmasını, seslerinin fazla çıkmasını, duyulmasını, yankılanmasını, toplumu bütünüyle etkilemesini, sarsmasını isterler. Eylemi bu amaçla yaparlar. Sıradan bir yere ya da sıradan bir insana yapılanla, önemli bir kuruluşa yada saygınlığı olan birine yapılanın aynı etkiyi yapmayacağını, teröristler herkesten iyi bilir. Hedefleri de ona göre seçerler. Haber televizyonlardan görüntülendiği, arka arkaya kınama demeçleri verilmeye başlandığı zamanda, eylem amacına ulaşmış demektir.
Teröristler biliyor ki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki ölüm ve öldürme olayları, diğer yerlerdeki ölüm ve öldürme olayları kadar toplumu etkilemiyor. O nedenle zaman zaman eylemlerini önemli kuruluşların bulunduğu yerlere, saygın kişilerin bulunduğu şehirlere kaydırmakta ve bekledikleri sonucu daha rahat almaktadırlar.
Terörizm, meydana gelen hasar ve insan kaybından ziyade yarattığı psikolojik etki ve politik sonuçlarla ölçülür. Nitekim teröristler, dikkatleri kendileri ve davaları üzerine çekmeyi başarmış ve kesinlikle bir korku ve dehşet ortamını yaratabilmişlerdir. 
            Bu bağlamda terörizmin nitelikleri şöyle sıralanabilir:  
Teröristler amaçlarına ulaşmada vasıta olarak, hedef gruplar arasında korku, ümitsizlik ve yıkım atmosferi oluşturmaya çalışırlar.
Bir şiddet olayının psikolojik sonuçları fiziki sonuçlarından ölçüsüz bir şekilde büyük olursa terörist bir nitelik kazanır.
Terörizm, özel olarak önceden bilinmeyen baskı şeklidir. Bunda kişi terörizmin belirgin kanunları esasına göre hareket eden teröristlerin ellerinde imhadan kurtulmak için hiç bir şey yapamaz.
Teröristler savaş kuralı ve yasası tanımazlar, muharip ve gayri muharip ayrımı yapmazlar. Çünkü teröristlere göre tarafsız olunamaz, ya onlardansınız ya da onlara karşısınız.
Terörizm vahşi, barbar yöntemler ve silahlar içerir.
Terörizm aşağıdaki sebeplerden dolayı teröristlerce doğru ve haklı gösterilmektedir.
             a) Terörizm geçmişte de mevcut olmuş başarı için en iyi ve tek yöntemdir.
             b) Terörizm göze göz, dişe diş şeklindeki adil intikamı gerçekleştirir.
            c) Terörizm ehveni şerdir, yani kötünün iyisidir. Çünkü terörizmi benimsemezsek daha büyük  kötülüklerle karşılaşırız.  
 
Terör ve Gençlik
Gençlik ; 
Genel Tanımı : Terör örgütlerinin dinamosu niteliğindeki gençlik ile ilgili de çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Gençliği dar manada çocuklukla orta yaş arasındaki devre olarak ; geniş manada kendinden evvelki çocukluk ile kendinden sonraki erginlik kesimi arasında psikolojik, biyolojik ve sosyal açıdan en duyarlı yaş kesiti olarak tanımlamak mümkündür.
Ülkemizde genç nüfusun yoğunluğu dikkate alındığında, 14-22 yaş kesitindeki insanlarımızın önemli bir yekün teşkil edeceği kendiliğinden anlaşılacaktır. Okuyanlar açısından, 14-22 yaş grubundaki gençlerin, Lise ve Üniversite gençliği olduğu açıktır.
Gençliği akademik düzeyde ele alan çeşitli araştırma ve değerlendirmelerde; gençler, okuyan gençler ve okumayan gençler olarak ikiye ayrılmıştır. Okuyan gençler, orta öğretim gençliği ve yüksek öğretim gençliği olarak taksim edilmiştir. Yine, okumayan gençler de işçi gençlik, köylü gençlik ve avare (lümpen) gençlik olarak kategorize edilmişlerdir. Ancak, okumayan gençlik ile ilgili olarak yapılan bu gibi sınıflandırmalar, bugün itibarıyla daha da çeşitlendirmiş ve bazı sınıflar önemini yitirirken, bazılarının önemi artmıştır.
Toplumun en dinamik kesimini teşkil eden gençlik, bugünlere damgasını vurduğu gibi yarınları da temsil etmektedir.
Bu itibarla genç nesillere gereken önemi veren toplumlar, bugünlerinden olduğu gibi yarınlarından da emin olurlar. Çağımızda bir toplumun bugününe hükmetmek ve yarınına sahip olmak isteyenler, gençlere yatırım yapmaktadırlar.
Tarihi ve güncel çelişkilerimiz münasebetiyle komşularımızla, jeopolitik ve jeostratejik konumumuz itibariyle de önde gelen dünya devletleriyle sürekli bir mücadele ve rekabet halindeyiz.
Bu rekabette, ağırlıklı olarak ülkemizin aleyhine kullanılan unsurlar yıkıcı ve bölücü örgütlerdir. Yıkıcı ve bölücü örgütlerin de temel insan kaynakları gençlerdir. Geçmişte olduğu gibi bugün de birçok gencimiz bu örgütler tarafından tuzağa düşürülerek, hayatları karartılmakta, toplumsal hayatımız dinamitlenmekte, devlet düzenimiz kaos ve kargaşaya sürüklenmektedir.
Terör örgütleri, genç beyinlerin masum ideallerini, insancıl yönlerini, enerjik ve dinamik bedenlerini çok kolayca istismar etmektedirler. Gençlerimizi tuzağına düşürmek isteyen bu hain odaklar ve şer yuvaları, birçok yöntem ile hedeflerini avlamaya çalışmaktadırlar.
Gençler, terör örgütlerinin en önemli eleman kaynağı oldukları gibi en etkili vurucu gücünü de teşkil etmektedirler. Daha da önemlisi, terör örgütleriyle kitleler arasındaki bağı da gençler oluşturmaktadırlar.
Netice olarak gençlerin, özellikle de öğrenci gençliğin terör örgütlerinin en vazgeçilmez ve hayati unsurunu teşkil ettiği değerlendirilmektedir.
 
Hedefteki Gençliğin Psikolojik Özellikleri  
Çocukluktan ergenliğe adım atan gençlerde ilk değişiklikler önce fizyonomilerinde başlamaktadır. Fizyonomideki bu ani değişiklikler, ellerin, ayakların büyümesi, burnun ve çenenin büyümesi, vücuttaki kıllanma, sesteki değişiklikler vs. genci tedirgin etmeye başlar. Özellikle fizyonominin orantısız bir görünüm arz etmesi gencin psikolojik yapısını da etkilemektedir. 
Bu çağdaki gençler;  
Fiziki özelliklerinde meydana gelen ani değişikliklerden dolayı kendilerini değersiz görürler ve güvensizlik duygusu taşırlar.
Duyguları çabuk iniş çıkış gösterdiğinden çabuk sevinir, çabuk üzülür, birden sinirlenir, olur olmaz şeyleri sorun yaparlar. Bu nedenle tepkileri önceden kestirilemez.
Alıngan davranıp hiç eleştiriye gelemezken ana-babalarını yerli yersiz eleştirmeye başlarlar.
Sürekli bir gidiş geliş içerisinde, maceracı ve kabına sığmaz bir ruh yapısına sahip olduklarından gelgeç hevesleri çoğalmıştır.
Bencilleşirler, istekleri artar, konan yasakları saçma, kendine tanınan hakları yetersiz bulurlar.
Ana-babadan devlete varana kadar otoriteyi temsil eden her şeye başkaldırma eğilimi taşırlar.
Coşkulu, hayalci, idealisttirler. Duygu ve düşüncelerini inançla savunur, haksızlıklara karşı acımasız bir tutum takınır, yaşanan gerçeklere pek aldırmadan toplum düzeni birden değişsin, eşitsizlikler ortadan kalksın isterler.
 
Sonuç olarak ; 
Gençlerimiz, terör örgütlerinin oluşturduğu tuzaklara karşı son derece uyanık olmalı, hazırlanan tuzakların ilk etapta cazip, eğlenceli gibi görünse de, terör örgütlerinin uzattığı elin, öldürücü darbeyi gizleyen oltanın ucundaki yem gibi olduğunu akıldan çıkarmamalıdır.
Bir üniversite öğrencisinin karşı karşıya bulunduğu problemleri ne türden olursa olsun, masum insanları, kadınları, çocukları, ihtiyarları kurşuna dizen, okulları yakan, öğretmenleri öldüren, bölgeye hizmet götüren işçiyi, mühendisi öldüren, iş makinelerini tahrip eden, bu ve benzeri eylemleri faaliyetlerinin esası olarak benimsemiş olan terör çetelerinin peşine takılması anlaşılır gibi değildir.   
 
Gençler 
Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz almakta olduğunuz her terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizindir.  
                                                                        Mustafa Kemal ATATÜRK
Genç Arkadaş!
Ülkemizin bulunduğu coğrafya süper bir güç olmasını engellemek isteyen ülkelerin kullandığı maşa terör örgütleridir. Terör örgütlerinin eylemlerini gerçekleştirmede kullandığı kaynak ise gençliktir. Ülkemizin mevcut problemlerinin çözümünün ise; senin güç, kuvvet ve zekanı ülken için kullanmana bağlı olduğunu bilmelisin!
Sen!
Kendi geleceğin için ülkenin geleceğine sahip çık. Bu halinle yeryüzünde nefretin değil sevginin yegane timsali ol.
Sevgili Gençler;
Hayatınızın baharında sizleri karanlıklara çekmek isteyen terör örgütlerinin sinsice hazırlanmış tuzaklarına düşmeyin.
Geleceğiniz; ülkemizin geleceğidir. 
Anne Babalar
 
Terör örgütleri tarafından, yürekleri kin ve nefretle doldurularak robotlaşmış katiller haline getirilmek istenen gençlerimize sahip çıkalım ve terör örgütlerine hiçbir fırsat vermeyelim.
Unutmayınız ki!
Gençlerin sizlerden beklediği, sınırsız bir özgürlük ve başına buyruk değildir.
Onlar;
Toplumda kendilerine yer edinmek, kendilerini ispat etmek, güvenilmek ve adam yerine konmak istiyorlar.
Onların sabırsızlığı gençlik çağından kaynaklanan belirsizliği bir an önce aşma çabasının sonucudur.
Sevgili Anne ve Babalar!
Gençlerimize sahip çıkmak ve onları geleceği aydınlık olan bir dünyaya taşımak hepimizin en önemli görevidir.
 
Kadekin Gerçek Yüzü 
Terör örgütü KADEK'ya katılarak kırsal alanda aç, çıplak ve sefalet içerisinde faaliyet gösterirken, sağlığı bozulan militanlar tedavi yapılmayarak ölüme terk edilmekte, örgüt militanları tarafından öldürülmekte veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlanmaktadır.
Örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayan militanlar, üzerlerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, kafasını taşla ezme, aç, susuz, sigarasız bırakma, örgütten dışlama şeklinde cezalandırılmaktadır.
KADEK militanlarının örgüte destek veren köylere erzak temin etmek için gittiklerinde köylü ailelerin kızlarına ve kadınlarına, baba ve ağabeylerine nöbet tutturarak tecavüz ettikleri bilinmektedir.
Örgüt içerisindeki bayan militanlar erkeklerin zevk aracı olarak görülmekte, erkek militanlar da homoseksüel ilişkilere girmekte, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilerden korunmaları mümkün olmamakta, direnen kızların da ajan ve işbirlikçi iddiasıyla öldürülmektedir.
                Avrupa'ya uyuşturucu sevkiyatı yaparak gençliği zehirleyen KADEK'nın sığınak ve depolarından 2.323 kg eroin, 13.298 kg esrar, 3.500 kg baz morfin, 2.500 kg Hint keneviri, 22.404 kg asetik anhidrit ele geçirilmiştir. Bunlardan elde edilecek paranın silah alımı için kullanılacağı aşikârdır.
 
Sol Terör Örgütlerinin Gerçek Yüzü 
Gençleri sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan DEV-SOL örgütü, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilk baharında örgüt liderlerinden Paşa Güven, Ekrem Can ve Ahmet Tongüt vasıtasıyla yurtdışına eroin sevkıyatı yapmaktadır.
Örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu maddelerden elde edilen örgüte ait paradan 400,000 Frank çaldığı gerekçesiyle üst düzey yöneticilerden Paşa Güven, Dursun KARATAŞ tarafından 11.07.1991 tarihinde Paris' te öldürülmüştür.
İstanbul Sabancı Center'da 09.01.1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensubu İsmail Akkol, 5 ay süreyle gizlendiği evde ev sahibinin baldızına tecavüz etmiştir.
Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP-C terör örgütü mensubu Sevda Gülerin kır hayatına dayanamayıp şehire dönmek istemesi sonucu örgüt tarafından öldürülmüş, örgüt yayını Kurtuluş Gazetesi'nde de "Düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman safına geçmek istediği için öldürüldü" şeklinde yalan haber yazılmıştır.
1996 yılı Ocak ayı içerisinde İstanbul Ümraniye Cezaevi isyanında ölen 4 DHKP-C örgüt mensubunun ölümünü protesto etmek amacıyla Atina Türk Büyükelçiliği önünde bayrağımızı yakmışlardır
 
İrticai Terör Örgütlerinin Gerçek Yüzü 
Hizbullah terör örgütü, mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp soygun eylemleri gerçekleştirmekte, insanlık dışı işkencelere başvurmakta ve faili meçhul olarak bilinen birçok kayıp olayı bu terör örgütü tarafından gerçekleştirilmektedir.
Vasat terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlar sonucunda, örgütün İçel askeri kanat sorumlusunun ikametgahında yapılan aramalarda porno dergiler elde edilmiştir.
İBDA-C örgütü KADEK ve DHKP-C gibi örgütleri de destekleyip, Taraf Dergisi (22., 34., 35. Sayıları) gibi yayın organlarında bu örgütleri savunmaktadır.
İslami Harekat Örgütü mensupları, faaliyetlerini devam ettirebilmek ve hedeflerine ulaşabilmek amacıyla, her yolu kendilerine mubah sayan bir zihniyete sahip olduklarından banka soygunları, otomobil ve eşya hırsızlıkları yapmaktadırlar.
Vasat terör örgütünün 14.09.1997 günü Gaziantep Fuar altındaki standa bomba atarak 24 kişiyi yaralamış, dört yaşındaki bir çocuğu öldürmüştür. Örgüt bu tür eylemleri gerçekleştirerek, masum insanların hayatını hiçe saymıştır.
Terör Örgütlerinin Ağına Düşürülenlerin İnsanlık Dışı Durumuna İlişkin Birkaç Örnek
Terör örgütlerinin ağına düşürülenler;
Çatışmalarda veya örgüt içi eğitim sırasında yaralandıklarında tedavileri yapılmamakta ve kaderlerine terk edilmektedirler,
Mağaralarda toplu bulunmaları nedeniyle bulaşıcı hastalıklara, üst solunum yolu enfeksiyonlarına, tifo, uyuz gibi hastalıklara yakalanmaktadırlar.
6 ay ve daha uzun bir süre banyo yapamamaktadırlar, aileleriyle irtibatı kesilmekte, şu ya da bu şekilde ailesinden bahsedenler ağır bir şekilde cezalandırılmakta ve bu cezalar ölüme kadar gidebilmektedir.
Örgütün kaçmak girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayan militanlar, örgütten dışlanarak, buz üzerinde bekletilerek, aç-susuz bırakılarak, bedenleri üzerinde naylon yakılarak, kafaları taşla ezilerek cezalandırılmaktadırlar.
Örgüt liderleri kendi canlarını tehlikeye atmamak için eylemlere katılmamakta ve en önde piyon olarak tuzağa düşürdükleri gençleri kullanmaktadırlar.
 
Ne Yapmamız Gerekiyor 
Ülkemizde faaliyet yürüten sağ, sol ve bölücü terör örgütlerini analiz ettiğimizde görüyoruz ki, kuruluş ve örgütlenme ile eleman kazanma aşamaları kitapla, gazeteyle ve dergiyle başlıyor ve silahlı eylemlere kadar devam ediyor.
Bilindiği gibi terör örgütlerini ayakta tutan belirli unsurlar vardır. Bunlar; ideoloji, iç ve dış destek, para ve elemandır. Fakat bir örgütün kurulabilmesi için her şeyden öte bir ideolojinin olması gerekmektedir. Bu komünist, faşist, etnik ya da dini bir ideoloji olabilir. Bundan dolayıdır ki, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri ilk etapta ideolojilerini geliştirebilmek ve örgütlerine taraftar bulabilmek için işe kitapla, gazeteyle ve dergiyle başlamaktadırlar.
Bu bağlamda verilen mücadeleler neticesinde bir terör örgütünün iç ve dış desteği kesilebilir, para kaynakları ile elemanları yok edilebilir, fakat ideolojik anlamda bir örgüt bitirilemediği müddetçe tamamen ortadan kaldırılmış sayılmamalıdır.
 
Paketlere Dikkat! 
Bu tür olaylarda en arzu edilmeyen şey paniktir. Şüphelenilen paketin bomba olabileceği düşünülerek, gereksiz paniğe sebep vererek istenmeyen yaralanmalara yol açabilirsiniz, soğuk kanlı ancak temkinli hareket çevrenize güven verecektir. Ayrıca; şüpheli paket uzaktan kumandalı bir patlayıcı ise, bomba düzeneğini harekete geçirecek olan terörist kendince en uygun zaman kollamak amacıyla bombayı bıraktığı yeri görebileceği bir mesafede bulunacaktır. Çevredeki kişileri iyi analiz ediniz.
Her şüpheli paket, poşet ve benzeri cisimlerin mutlaka bomba olabileceği değerlendirilmelidir.
Bu tür şüpheli bir paket görüldüğünde, asla paniğe kapılmayınız. Bomba diye bağırmayınız.
Pakete dokunmayınız ve açıkta duran paketin ne tür bir patlayıcı düzeneğine sahip olduğu bilinmediğinden yakınında veya çevresinde sigara ile dolaşmayınız.
Üzerinden atlamayınız, başkalarının atlamasına izin vermeyiniz.
Bomba veya şüpheli paket açık alanda ise etrafından en az yüz (100) metre, kapalı alanda ise mümkün olduğunca uzaklaşılmalıdır.
Çevrede fotoğraf çekenler var ise, çekmemeleri konusunda uyarınız. Zira bazı bomba düzenekleri fotosellidir ve flaş etkisi patlamaya sebep olabilir.
Bombalama eylemine müdahale uzmanlık ve özel cihazlar gerektirdiğinden, bomba imha ekipleri olay yerine gelinceye kadar hiç kimse şüpheli paket veya bombaya yaklaştırılmamalıdır.
Patlamış bombaya ait iz ve delillerin kaybolmalarını önlemek için, çevre kordon altına alınarak, uzman personelin rahat çalışması sağlanmalıdır.
Olayı görev veya bilgisi olan kişilerin, bomba imha uzmanlarıyla görüştürülmesi sağlanacaktır.
 
Topluma Kazandırma Yasası 
Toplumun Huzur ve Güvenliği ile Milli dayanışma anlayışını temel alarak terör örgütü mensuplarını topluma kazandırmak amacıyla, Devletimiz tarafından “Topluma Kazandırma Yasası”nı çıkarılarak 06/08/2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş, 06/02/2004 tarihinde sona erecektir.
 
Sevgili Gençler
 
      BU GÜZEL TOPRAKLAR KARGAŞA YARATARAK DEĞİL, ALIN TERİ DÖKEREK BEREKETLENİR....
 
      TOPLUMA KAZANDIRMA YASASINDAN YARARLAN....
 
      DEVLETİNE DÖNÜŞ FIRSATINI DEĞERLENDİR.
 
      GENÇ ARKADAŞ!
 
       İNSANIN KENDİNE YAPTIĞI KÖTÜLÜĞÜ DÜŞMANI BİLE YAPAMAZ...
 
      TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI FIRSATINI KAÇIRMAK KENDİNE VE SEVDİKLERİNE YAPACAĞIN EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR.
 
       DEVLETİNE DÖNÜŞ FIRSATINI DEĞERLENDİR
 
       SEVGİLİ GENÇLER!
 
      GERÇEK YİĞİTLİK, BAŞKALARININ YANLIŞLARI İÇİN ÖLMEK DEĞİL, DOĞRULARI İÇİN YAŞAMAK VE YAŞATMAKTIR....
 
      TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN BİR FIRSATTIR.
 
     DEVLETİNE DÖNÜŞ FIRSATINI DEĞERLENDİR
 
Hizmet Politikamız
 
Hukukun üstünlüğünü esas alarak ve bilgi çağının imkanlarını kullanarak, personelimizin motivasyonunu arttırmak, toplumsal değerleri korumak, topluma; dil, din ve ırk ayrımı yapmadan eşit ve güler yüzlü, kaliteli hizmet vermek, polise duyulan güveni ve Şanlıurfa’mızın huzur ve emniyetini sürekli üst seviyede tutmaktır.
 
 
YARINLAR İÇİN TERÖRE HAYIR
 
 
 
  • İçişleri Bakanlığı
  • BİMER
  • Kurumsal E-Posta
  • POLİS AKADEMİSİ
  • E DEVLET
  • PEKAY
  • Polis Radyosu
  • EGM ÇOCUK SAYFASI
  • Polsan
  • UUP
  • TURN BACK
  • GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ